Affluenza Hastalığı Değerlendirme 0 defa değerlendirildi 0 değerlendirme Kaç Puan Verirsin?

Affluenza Hastalığı
  • Değerlendirme
  • defa değerlendirildi

  • 0 değerlendirme
    • Kaç Puan Verirsin?

114
0
PAYLAŞ
Affluenza Hastalığı
Affluenza Hastalığı

Affluenza kelimesi, İngilizce refah(affluence) ve grip (influenza) kelimelerinin birleşimiyle oluşturulmuş bir kelimedir. Kelime ilk kez 1954 senesinde kullanılmış olmasına karşın, yaygınlığını 1997 senesinde A.B.D.’de yayınlanmaya başlamış olan aynı isme haiz bir belgesel ile kazanmıştır. Affluenza; bireye acı veren, devamlı daha çok tüketmesine neden olan ve bunun sonucunda israf, borç ve anksiyeteye neden olan toplumsal olarak bulaşıcı bir ruhsal hastalık olarak tanımlanmaktadır. Dövüş Kulübü filmimizde de geçen bir ifadeyle, affluenza hastaları, aslen asla sevmedikleri işlerinde daha oldukça para kazanmak ve hakkaten gereksinimleri olmayan şeyleri alabilmek için uzun saatler çalışırlar.

Affluenza terimi A.B.D. kaynaklı bir kavramdır. A.B.D.’de 1986 senesinde avmsinden daha çok sayıda okul bulunurken, 2005 yılına gelindiğinde ülkede toplam 46.000 civarında avmsine karşılık bir tek 22.000 kadar okul bulunuyordu. Gene A.B.D.’de meydana getirilen araştırmalara nazaran, insanların %70’i her hafta minimum bir kere avmsine gidiyordu. Tüm bu rakamlar, A.B.D. özelinde tüketim çılgınlığının yükseldiğini göstermektedir. 20. Yüzyıla kadar tüketmek fena bir şey olarak görülürken, 20 yüzyıldan itibaren tüketim iyi bir şey olarak görülmeye başlanmıştır.

İngiliz psikolog Oliver James’in ortaya koyduğu teoriye nazaran, bir toplumdaki ekonomik eşitsizlikler ile affluenza görülme sıklığı içinde pozitif ilişki bulunmaktadır. Ek olarak tüketim odaklı toplumlarda, kişiler daha çok tüketebilmek için daha çok kazanmaya uğraşmakta, bunun sonucunda da yaygın olarak ruhsal rahatsızlıklar görülmektedir. Affluenza sonucu insanoğlu paraya, dış görünüşe ve şöhrete daha çok ehemmiyet vermektedirler.

Affluenza’nın kendi kendini besleyen bir döngüsü mevcuttur. İnsanlar seneler geçtikçe, geçimlerini sağlayabilmek adına, kendi ebeveynlerine nazaran oldukça daha çok saati işyerinde emek harcayarak geçirmek zorunda kalmaktadırlar. Bu durum, evlatları ile yeterince zaman geçirememelerine yol açmakta ve evlatların da daha çok zamanı tv karşısında geçirmelerine sebep olmaktadır. Televizyonlar ise, reklamlar vesilesiyle küçüklere iyi mi iyi birer tüketici olacaklarını öğretmektedir. Çocuklar televizyonda gördükleri oyuncaklar kendilerine alınmayınca, kendilerini değersiz hissetmektedirler. Oysa Affluenza Çağı’ndan ilkin, çocuklar kendilerine belirli periyotlarda (mesela doğum günleri şeklinde) alınan azca sayıda oyuncakla bile mutlu olabiliyorlardı. Günümüzde ise reklamlar vesilesiyle küçüklere iyi mi giyineceklerinden ne biçim müzik dinlemeleri gerektiğine kadar birçok şey adeta dikte edilmektedir. Dolayısıyla, affluenza olup, gereksiz tüketimlerini karşılamak için oldukça çalışan ebeveynlerin evlatları da potansiyel birer affluenza hastalığı talibi olmaktadır.

Affluenza hastalığı, aslen tüketim bağımlılığı olarak da sınıflandırılabilir. Kumar bağımlıları iyi mi daha çok kumar oynayabilmek için borçlanıyorsa, affluenza hastaları da daha çok alışveriş yapabilmek adına borçlanırlar. Psikologlar, bu biçim tüketim bağımlılıklarının altında yatan sebebin toplumda daha çok kabul görme ve başka şeylerden kaynaklı öfkeyi yenme bulunduğunu ileri sürmektedirler. Mesela, devamlı yeni tv ve müzik seti alan bir hastanın durumu incelendiğinde, aslen hastanın film izlemeye yada müzik dinlemeye meraklı olmadığı ortaya çıkmıştır. Devamlı yeni tv ve müzik seti almasının sebebi ise, komşuları tarafınca elektronik eşyadan anlayan bir şahıs olarak görülmenin hoşuna gidiyor olması olduğu anlaşılmıştır. Gene kişiler, eşlerine yada anne-babalarına öfkelenip, onlardan intikam almak adına da çılgınca alışveriş yapabilmektedirler.
Affluenza’yı yenmek için yapılması gerekenler şunlardır:

1. Bir şey almadan ilkin kendimize ne olursa olsun “bu alacağım şeye hakkaten ihtiyacım var mı?” sorusunu sormalıyız.
2. Vaktimizi avmlerinde gezinerek geçirmektense, yürüyüş yapmak yada çocuklarımızla oyun oynamak şeklinde şeylere ayırmalıyız.
3. Hususi arabamızla bir bölgelere gitmektense, eğer mümkünse toplu taşımayı tercih etmeliyiz.
4. İzlediğimiz her türlü reklama eleştirel gözle bakabilmeli ve reklamlarda söylenen her şeyi doğru olarak kabul etmemeliyiz.
5. Evimiz için bir bütçe oluşturmalı ve giderlerle gelirleri dengelemeye çalışmalıyız.

Bu yazıda çağımızın hastalıklarından olan affluenzadan bahsetmeye çalıştık. Çoğumuz, daha rahat bir yaşam sürerek ve ihtiyacımız kadar tüketerek, hem dünyadaki kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayabilir hem de ruhsal açıdan daha sağlıklı bireyler olabiliriz. Bazen sınırsız olarak tanımlanan gereksinimleri, aslen hakkaten ihtiyacımız olan şeyler mertebesine indirerek, sınırlandırabilir ve tüm insanlık için doğru bir adım atabiliriz.

Kaynakça:
John de Graaf, David Wann, ve Thomas Naylor, “Affluenza”, 3rd Edition, Berrett-Koehler Publishers, 2014.
en.wikipedia.org/wiki/Affluenza

kemalsayar.com/KatagoriDetay-Cagin-hastaligi-AFFLUENZA-ya-da-PARAYLA-SAADET-OLMAZ-76.html

Yazar: Mehmet Ümit Pişken

Okuduğunuz için teşekkürler.

Sıhhat Pasajı.com tarafınca BilgiUstam.com referans alınarak derlenmiştir.

BİR CEVAP BIRAK